CryTek Kuruluş Hikayesi
X-Isle’dan Redemption’a Crytek’in Hikayesi Bölüm 1
Crytek’in, en teknolojik bilgisayarların bile sınırlarını zorlayan ileri teknoloji ürünü oyunları, günümüzde bilgisayar donanımlarının kalitesini öğrenmek isteyen oyuncuları en çok şu soruyu sormaya yönlendiriyor:
“Crysis’i kaldırır mı?”
Crytek’in kurucusu Cevat Yerli, çocukluğundan beri makinelerin dilinden çok iyi anlayabilmesi sayesinde monitöre yansıyan görüntülerde harikalar yaratmayı başardı ve bunu da şirketinin DNA’sının en önemli parçası haline getirdi. Ancak şirketin son oyunu Crysis 3’ün çıkışıyla birlikte Cevat Yerli, teknik özellikleri çok fazla zorladıklarını da kabul ediyor.
“İnsanlar oyunu şimdiye kadar yapılan en iyi rendering çalışmalarından biri olarak adlandırdı. Bence bu açıdan biraz fazla göze çarptık. Bazı özellikleri fazlasıyla öne çıkarmak iyi bir plan olsa da bu gibi durumlarda diğer özellikler kenara itilmiş oluyor. Biz de bunları geri planda bırakmak zorunda kaldı,” diyor Yerli.
Birinci hedefi hem görsel hem de oyun deneyimi olarak en iyisini yapmak olan Cevat Yerli;
“Bence asıl önemli olan insanların önemseyeceği ve hatta oyunu bitirdiklerinde ‘bittiği için ağlamak istiyorum’ diyecek kadar sevecekleri oyunlar yapabilmek,” diyor.
DİNO DİNİ
Cevat Yerli 1990 yılında 12 yaşındayken bilgisayar programcılığını keşfedişini ise şöyle anlatıyor:
“Dino Dini adlı yapımcının Kick Off isimli oyununu oynuyordum. Bu oyun benim hayattaki iki büyük tutkumu da bir arada kendi içinde barındırıyordu; futbol ve bilgisayar oyunları… Bir gün bir arkadaşımın evinde o kadar çok oynadık ki; zamanın nasıl geçtiğini anlamayıp eve dönüş saatimi kaçırdım. Güneş batmak üzereydi ve benim o saatte evde olmam gerekiyordu. Aceleyle bisikletime atlayıp yola çıktım; ama kafam Kick Off’la o kadar meşguldü ki yokuş aşağı giderken dikkatsizliğimden bisikletin kontrolünü kaybettim. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim.”
Aklı Kick Off’ta olan Cevat Yerli bisikletinin kontrolünü kaybettikten sonra kocaman bir tuğla duvara çarpmıştı; ama bu çarpmayı hatırlamıyordu bile.
Yedi kişilik Giresunlu bir ailenin en küçük oğlu olan Cevat Yerli, ailenin Almanya’nın Coburg kentinde dünyaya getirdiği tek çocuğuydu. Yerli ailesinin tek amacı üç oğullarına ve tek kızlarına güzel bir hayat ve eğitim sağlayabilmekti.
Ancak Cevat Yerli’nin tek bir amacı vardı… bilgisayar oyunları yapmak!
Başka bir göçmen arkadaşıyla birlikte Alman bilgisayar dergileri toplamaya başlayan Cevat Yerli, dergilerde buldukları bazı garip kod parçalarını birleştirip yeniden yazarak yeni programlar oluşturmaya çalıştıkları o dönem için ise şöyle diyor:
“Yazdığımız bu program, bir oyun ya da benzeri başka bir şey olacaktı. Bu programları tekrar tekrar yazarak programlama dilini iyice öğrenmenin yolunu bulmuştuk. Daha sonra programın nasıl değiştirildiğini bulmaya çalışarak bilgisayar programcılığını öğrenmeye başladık.”
Bisiklet kazasının üstünden bir yıl geçmişti ki Cevat Yerli’nin elinde oynayacak oyun kalmadı. Böylece Yerli, yeni oyunlar yapmak için kendisine yardım edebilecek arkadaşlarını seçti. Yaptığı ilk oyun, Trade It, bir ekonomi simülasyonuydu.
“Bu oyunda kendi şirketinizi kurup diğer şirketlerle rekabet edebiliyordunuz. Bir şirketi satın alıp kendi şirketinizi büyütüp, gelişmesini izleyebiliyordunuz,” diye anlatıyor ilk oyununu Cevat Yerli.
“Binaların ilk 3D render’larını aldık. Kağıt üzerine on altılık sistemi çizip her bir noktanın tasarımını yapıyorduk. Grafikleri önce kağıt üstünde boyadıktan sonra kodlamaya başladık. 3D render olmuştu işte.”
Tamamlandıktan sonra Cevat Yerli, oyunu dergilerden birinde ilanını gördüğü bir yarışmaya gönderdi ve birkaç hafta sonra telefonu çaldı.
Editör Cevat Yerli’yi arayarak oyunun harika olduğunu ancak dergide basılmak için fazla uzun olduğunu söyledikten sonra oyunu bir yayıncıya satarak 3,000 Alman Markı’ndan bile fazla para kazanabileceğini söyledi.
Bu basit öneri Cevat Yerli için yeni bir dünyanın kapılarını aralamıştı. Oyunlar artık yalnızca bir hobi olmayacaktı…
X-Isle’dan Redemption’a Crytek’in Hikayesi Bölüm 2
ÇALIŞMA HAYATI
1994 yılında 16 yaşındaki Cevat Yerli, bir arkadaşıyla birlikte, Amiga oyunları yayınlayan İngiliz firma Black Legend Entertainment’ın Almanya ofisindeki ilk iş görüşmesine gitti.
Bir yıl boyunca Moi-Thai isimli oyun üzerinde çalışan Yerli, oyunun görselleri için, abisinin arkadaşlarından birinin uzak doğu dövüş antrenmanlarını kameraya kaydettikten sonra videoyu Amiga’ya uygun şekilde dijitalleştirdi. Direct Paint programıyla dövüşçüyü arka plandan ayıran Yerli, dövüşçü animasyonlarını düşük çözünürlüklü, 2 boyutlu sprite’larla yaptı. Cevat Yerli farkında olmadan kendi motion-capture sürecini yaratmıştı.
Yeşil ekran kullanarak orijinal video görüntüsünü kopyalamayı bilmediği için 5000 karenin her birini piksel piksel boyamak ve fazladan yüzlerce saat çalışmak zorunda kalan Yerli, Black Legend çalışanlarının, görüntülerin akıcılığından ve oyuncuların yapabileceği komplike hareket seçeneklerinden çok etkilendiklerini anlatıyor.
Cevat Yerli, çok basit bir programlama dili ve çok temel teknik özellikleri kullanarak Amiga’nın sınırlarını zorlamış, hafızanın büyük bölümünü kullanarak ekrana aynı anda yalnızca iki dövüşçü koyulabilecek kadar ileri düzeyde grafikler yaratmıştı.
Yerli, bilgisayarın işletim sisteminin yarattığı yazılım ortamında kod yazmak yerine Amiga’yı baştan sona yeniden yapılandırmıştı. Bazı parçaların yerlerini değiştirerek, cihazı kendi yaptığı grafikleri destekleyecek hale getirmişti. Toplantı sonunda Black Legend, Cevat Yerli’yi işe almaya karar verdi; ancak karar uygulanamadan şirket iflas etti.
Cevat Yerli, bu deneyimin kendisini yıllarca programcılığa küstürdüğünü ve sonuç olarak abilerinin izinden giderek üniversitede ekonomi bölümünde okumaya başladığını anlatıyor. Bu bölümden hiçbir zaman mezun olmadı.
Bölümden mezun olup ekonomist olması için Cevat Yerli’nin bilgisayar bilimi dersini geçmesi gerekiyordu. Dönem sonunda, sınavının parçası olarak bir program yaratan Cevat Yerli, program çalışıyor olmasına rağmen, profesörünün en düşük notla kendisini bu dersten bırakması sonucu sınavı geçemedi; sebebi ise Cevat Yerli’nin kodları yazış şeklini onaylamamasıydı.
Cevat Yerli kendisine verilen nota itiraz etti; ancak üniversitenin dekanı profesörü haklı buldu.
1998 yılında Cevat Yerli hem öğrenci hem de bir uluslararası oyun programcıları derneğinin başkanı olarak çift yönlü bir hayat sürmesi de akademik hayatını yokuşa sürdü.
AĞIR GELEN FATURA
Cevat Yerli’nin büyük ağabeyi Faruk, 90’ların ortasında Yerlilerin evine interneti getirdi. Cevat’ın kontrolsüzce internette sörf yapması sonucu ilk ay faturası 1,200 Alman Markı geldi.
“Faruk neredeyse beni öldürecekti,” diye hatırlıyor Cevat Yerli o günleri. Cevat Yerli’nin internette yaptığı sörfün bedeli, faturanın neredeyse %90’ını oluşturuyordu.
“Aslında bazı haber paylaşma grupları bulmuştum. O zamanlar internet farklıydı. Çok daha zordu her şey. Bilgi sahibi insanlara ulaşmak için hayli araştırma yapmak gerekiyordu. Bulduğunuz zaman ise bilgi sahibi oldukları konularda çok tutkulu olan insanların bir araya gelerek oluşturduğu gruplara ulaşıyordunuz,” diyor Cevat Yerli.
Cevat Yerli, bu gruplarda tanıştığı bazı insanlarla dost oldu ve 1998 yılında bu dostlarını bir araya toplayarak Crytech isimli şirketini kurdu. Yalnızca bir websitesi ve ismi olan bu şirkete, dünyanın her yerinden toplam 50 kişiyi dahil etti.
Yalnızca internetten tanıdığı bu insanlarla birlikte çalışırken neredeyse üniversitedeki derslerinden kalmak üzere olduğunu; ama üç oyun ürettiklerini anlatıyor Yerli.
Birlikte çalıştığı arkadaşları onun için bir kurtuluş, pes etmeden önce yayınlanma ihtimali olan son bir oyun yapmak için tek şans olabilirdi.
Bu noktada ağabeyleri Faruk ve Avni’den yardım isteyen Cevat Yerli, onları kendisiyle birlikte Los Angeles’ta düzenlenen E3’e gelmeye ikna etti; orada, yaptığı oyunları pazarlamaya çalışacaktı.
“O ana kadar ağabeylerim ve ebeveynlerim, benim bunu öylesine yaptığımı ve okuldan kaçmak için bir sebep olarak kullandığımı düşünüyorlardı,” derken gülüyor Cevat Yerli. O dönemde ailesine yaşattığı zor zamanlar için biraz da pişmanlık duyuyor aslında.
Ağabeyleri Faruk ve Avni ile kız kardeşlerinin kocasının ortaya koydukları para ile Crytek kurulmuş oldu. Dünyanın her yanındaki geliştiriciler ise oyunları yapacaklardı.
“Sıfırdan başladık. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yoktu,” diyor Faruk Yerli. “Ya sıfırdan başlayıp zirveye çıkacaktık ya da başarısızlığımızdan ders alıp bir daha böyle bir işe kalkışmayacaktık.”
Son birkaç ayını oyunları cilalayarak geçiren Cevat Yerli, biten oyunları tek bir CD’ye yazdırdıktan sonra Los Angeles’a gitmek için hazırladığı bavula koydu…
X-Isle’dan Redemption’a Crytek’in Hikayesi Bölüm 3
X-ISLE
Yerli kardeşlerin 1999’da Los Angeles’a yaptıkları yolculuk tam bir trajikomediydi.
Londra’daki Heathrow Havaalanı’ndaki göçmen ofisi görevlileri tarafından, Türk vatandaşları olmaları ve Amerika’ya gitmek için gerekli sayıda vizeye sahip olmamaları nedeniyle durduruldular. Lutfhansa Havayolları ekibinden yardımsever bir kabin görevlisinin yardımıyla New York’a giden uçağa binebildiler.
Sonunda Los Angeles’a ulaştıklarında, çevredeki otellerde hiç yer kalmadığını öğrendiler. Tüm gün boyunca otel arayarak kiraladıkları Buick marka arabanın benzinini neredeyse bitirdikten sonra Figueroa Oteli’nin personeli tarafından kazıklanmayı kabul ederek otelin en kuytu köşelerinden birindeki penceresiz depolardan birinde geceyi geçirdiler.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi ertesi sabah E3 görevlileri giriş için kardeşlerin her birinden 250$ ücret aldı. Sonunda Los Angeles Konferans Merkezi’ne ayak basabildiklerinde üç kardeşin hemen hemen hiç parası kalmamıştı.
Şık takım elbiseleriyle üç kardeş, şort ve tişörtleriyle ortalıkta gezen oyun geliştiricilerin oluşturduğu kalabalığın içinde son derece eğreti duruyordu. Bir stanttan diğerine gezip duran üç kardeşi kimse ciddiye almıyordu.
Binlerce kilometre yoldan, berbat geçen bir geceden ve tüm gün boyunca görmezden gelindikten sonra Cevat Yerli’nin sabrı taşmıştı. Yeni jenerasyon grafiklerin ekranlarda dönüp durduğu NVIDIA standına giden Cevat Yerli, konuşmakta olduğu adamın gözlerine bir süre baktıktan sonra sözünü kesti:
“Yeter artık! Almanya’dan o kadar yol geldik! Bizim demomuzu izlemek zorundasınız!”
Bağırma taktiği işe yaramıştı; NVIDIA temsilcisi onlara saat 18:00’da görüşme teklif ediyordu.
Cevat Yerli, E3 alanı halka kapatıldıktan sonra NVIDIA yetkililerinin kendilerine standın bir köşesindeki makinalardan birini tahsis ettiklerini ve demoları göstermeleri için 15 dakika verdiklerini söylüyor.
Yerli kardeşler demolarını gösterdikleri sırada NVIDIA standını gezdiklerini ve tam demoları gösterirken bu gazetecilerin, onların olduğu standın önünde toplandıklarını anlatıyor Yerli.
Demosu gösterilen oyun X-Isle’dı.
Crytek’in ilk oyunu X-Isle çok uzaklardaki ıssız bir adada geçiyordu. Kıyaya vuran sular güneş ışıklarını tüm kumsala dağıtıyor, ağaçlar batan güneşin altında rüzgarla hafifçe sallanıyordu. Ada o kadar büyüktü ki; dinozorlar rahatça ortalıkta gezerken yanlarından geçen oyuncuyu bakışlarıyla takip ediyorlardı.
Orada bulunan gazetecilerden hiçbiri bugüne dek böyle bir şey görmemişlerdi. Onların demoya gösterdikleri bu yoğun ilgi, NVIDIA’yı da etkilemiş, heveslendirmişti. Verilen 15 dakikalık süre ise farkında olmadan tam iki saate uzamıştı.
Bu Los Angeles gezisinin sonucu, X-Isle’ın yeni kartları test etmek için kullanılmak üzere NVIDIA’ya gönderileceğini yazan bir iş anlaşmasıydı. Bu testler, NVIDIA kartların, en ileri teknolojiye sahip grafikleri, yani Crytek grafiklerini, destekleyecek kadar teknolojik olduğunu kanıtlayacaktı.
Bu anlaşmadan kısa bir süre sonra Yerli kardeşler ikinci sözleşmelerini Ubisoft ile imzaladılar. Bu sözleşme X-Isle’ı AAA bir oyun, Crytek’i ise gerçek bir şirket haline getirecekti.
Yaklaşık beş yıl sonra 2004’te, Far Cry oyun piyasası sahnesine çıktı ve Crytek’i sektörün en tanınmış oyun geliştiricilerin biri haline getirecek yolda ilk adım atılmış oldu…
CryTek Kuruluş Hikayesi


